Türkiye'nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı en büyük ekonomik skandallardan biri, sermaye piyasalarında yaşanan fon vurgunu ve piyasa manipülasyonu iddialarıdır.

Yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen, milyarlarca liralık servet transferine yol açtığı ileri sürülen bu olay, yalnızca bir finans skandalı değil, aynı zamanda devletin hukuk ve denetim kapasitesi açısından ciddi bir sınavdır.

Ancak bu sınavda dikkat çekici bir durum var.

Fon soruşturmaları, İmamoğlu yolsuzluk soruşturmalarında olduğu gibi meydan gösterileri eşliğinde sürekli "siyasi operasyon" söylemiyle boğuntuya getirilmedi.

Tam aksine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorumluların kim olduğuna bakılmaksızın hesap sorulacağı yönünde açık bir siyasi irade ortaya koydu.

Nitekim soruşturmalar kapsamında çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldığı, portföy ve fon yöneticilerinden şirket sahiplerine, eski kamu görevlilerine kadar uzanan geniş bir çevrenin incelemeye alındığı bildiriliyor.

Adli kontrol kararları, mal varlığı tedbirleri ve tutuklamalar gündeme geldi.

Son olarak 120 kişinin tutuklandığı, bunların arasında eski SPK Başkanı ve eski bir AK Parti milletvekilinin de bulunduğu ileri sürülüyor. Bu bilgilerin resmî makamlarca açık biçimde doğrulanması ve kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.

Çünkü hukuk devletinde asıl mesele, kimin hangi siyasi çevreden geldiği değil, suç işleyip işlemediğidir.

Bir kişi iktidara yakın diye korunmamalı, muhalefete yakın diye de suçlu kabul edilmemelidir.

Hukukun üstünlüğü, herkese aynı ölçünün uygulanmasıyla anlam kazanır.

PEKİ, BU KADAR ÖNEMLİ İŞLER YAPILIRKEN MİLLET NEDEN YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMİYOR?

Benim asıl üzerinde durmak istediğim mesele budur.

Hükümetin ve iktidara yakın medyanın, sermaye piyasalarındaki soruşturmaların kapsamını, alınan tedbirleri ve ulaşılan sonuçları kamuoyuna yeterince anlatamadığını düşünüyorum.

Oysa böylesine büyük bir ekonomik skandalda devletin attığı her hukuki adım, toplumun bilmesi gereken önemli bir gelişmedir.

Kaç kişi hakkında soruşturma yürütülüyor?

Kaç kişi tutuklandı, kaç kişi hakkında adli kontrol uygulandı?

Ne kadar mal varlığına tedbir konuldu?

Yatırımcıların zararlarının giderilmesi için hangi işlemler yapılıyor?

Bunlar açıkça anlatılmalıdır.

Çünkü adaletin işlemesi kadar, işlediğinin somut ve doğru bilgilerle topluma gösterilmesi de önemlidir.

BİLGİ BOŞLUĞUNU KARA PROPAGANDA DOLDURUYOR!

Hükümetin ve ilgili kurumların yeterince açıklama yapmadığı yerde, siyasi propaganda devreye giriyor.

FETÖ bağlantılı yayın organlarının ve Özgür Özel'in söylemlerine bakarsanız Türkiye'de hiçbir şey yapılmıyor, hukuk işlemiyor, sorumlulardan hesap sorulmuyor!

İktidara husumet besleyen bazı medya çevreleri de bu söylemleri sürekli tekrarlayarak kamuoyunda devletin hareketsiz kaldığı algısını oluşturmaya çalışıyor.

Elbette hükümet eleştirilebilir. Soruşturmaların yetersizliği sorgulanabilir. Hukuki işlemlerdeki eksiklikler gündeme getirilebilir.

Ancak yürütülen soruşturmaları, alınan tedbirleri ve yapılan işlemleri yok sayarak sürekli hiçbir şey yapılmadığını ileri sürmek de objektif gazetecilik değildir.

Eleştiri başka, gerçeği görmezden gelerek algı oluşturmak başkadır.

Üstelik fon soruşturmalarının siyasi açıdan önemli bir özelliği daha var.

Soruşturmaların iktidara yakın isimlere uzanması, kamuoyuna verilen hesap sorulacağı mesajının ciddiyetini gösterebilecek önemli bir sınavdır.

Bu süreçte hiçbir siyasi yakınlık, hiçbir eski görev ve hiçbir nüfuz ilişkisi hukuki denetimin dışında kalmamalıdır.

Ancak unutulmamalıdır ki tutuklama bir mahkûmiyet değildir. Asıl başarı, suçların hukuka uygun delillerle ortaya çıkarılması, sorumluların adil yargılama sonunda cezalandırılması ve yatırımcı zararlarının giderilmesidir.

SON SÖZÜM HÜKÜMETE VE MEDYAYA!

Sermaye piyasalarında böylesine kapsamlı bir soruşturma yürütülüyorsa bunun sonuçlarını millete anlatmak zorundasınız.

Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeden, doğrulanmış verilerle, düzenli ve şeffaf açıklamalar yapmalısınız.

Çünkü bilgi boşluğu bırakırsanız o boşluğu başkalarının propagandası doldurur.

Devletin yaptığı doğru işleri anlatamamak, o işlerin toplum nezdindeki değerini de azaltır.

Ve unutmayalım:

HUKUKUN GÜCÜ, KİMİN HAKKINDA İŞLEM YAPILDIĞINDA DEĞİL, KİM OLURSA OLSUN AYNI HUKUKUN UYGULANMASINDA ORTAYA ÇIKAR!