Ne güzelde ifade etmişti rahmetli usta kalem Turgut Özakman’ın yazdığı kitaba verdiği isimle; “ÇILGIN TÜRKLER.”

Günlerden 14 Haziran Pazar...

Sabahın henüz ilk ışıkları düşmüş toprağa.

Çoğu insan hafta sonunun rehavetini yaşarken, Türkiye'nin dört bir yanında bambaşka bir heyecan yaşanıyor.

Saat daha sabahın yedisi...

Meydanlar, Parklar, belediyelerin kurduğu dev ekranların önünde binlerce insan yerini alıyor.

Sebep ne? Dünya Kupası'nda sahaya çıkan Türk Milli Takımı...

İşte Türk olmak tamda budur.

Çünkü o meydanlara akan insanlar sadece bir futbol maçını izlemeye gitmiyor. Onlar, ay yıldızlı bayrağın dünyanın karşısındaki duruşunu izlemeye gidiyor. Bir milletin ortak heyecanına, ortak duasına ve sevincine ortak olmaya gidiyor.

O kalabalığın içinde her görüşten insan var, her siyasi düşünceden, her şehirden, her meslekten, her yaşam tarzından insan var.

Farkımızda bu işte…

Konu Türkiye olduğunda bütün farklılıklar geri planda kalıyor. Türk milleti, mesele vatan olduğunda tek yürek olmayı bilen bir millet.

Bugün Kayseri'de, Trabzon'da, Diyarbakır'da, İzmir'de, Erzurum'da, Antalya'da ve Edirne'de dahası Türkiye’nin her karışında aynı heyecan yaşanıyorsa bunun adı sadece futbol değil, bunun adı milli ruhtur. Aynı bayrağın altında birleşebilme iradesidir.

Millet olarak tarih boyunca nice badireler atlattık, savaşlar gördük, yokluklar yaşadık.

Darbe girişimleri gördük, felaketlerle sınandık. Ama ne zaman mesele vatan olduysa, ne zaman Türkiye'nin adı söz konusu olduysa bütün ayrılıkları bir kenara bırakıp aynı safta durmayı bildik.

Bugün sabahın yedisinde meydanlara koşan insanlar düşman devletlere bir kez daha şunu gösterdi; Yıllardır kendisine anlatılmaya çalışılan bütün ayrıştırıcı söylemlere rağmen hâlâ aynı bayrağın gölgesinde buluşabilmeyi…

Kimileri etnik köken üzerinden bölmeye çalışıyor, kimileri siyasi ayrışmaları körüklüyor. Bazıları da milli ve manevi değerleri küçümseyerek bu milletin bağlarını zayıflatacağını sanıyor...

Bizi böylesi çılgın yapan şey, güçlü yapan şey, sabahın erken saatlerinde aynı heyecanla bir bütün olarak ekran başına geçmemizdir. İstiklal Marşı okunurken gözlerimizdeki heyecandır. Türk bayrağı dalgalandığında hissedilen o tarifsiz gururdur.

Birileri bunu sadece futbol olarak görebilir. Ama mesele futbol değil, mesele, milyonlarca insanın aynı anda Türkiye için heyecanlanabilmesi. Mesele, dünyanın neresinde olursa olsun ay yıldızlı bayrağı gördüğünde yüreği titreyen insanların hâlâ var olması. Mesele, aynı marşta birleşebilmek, aynı bayrak altında kenetlenebilmek ve aynı ülkenin geleceği için umut taşıyabilmek.

Çünkü bizi bir arada tutan şey sadece sınırlar değil, ortak tarihimiz, ortak kaderimiz, ortak değerlerimizdir.

Konu Türkiye ise gerisini teferruat diyebilmektir.

Bugün sabahın yedisinde meydanlara koşan insanlar bize bir kez daha önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Bu topraklarda yaşayan insanları birbirine bağlayan şey sadece nüfus cüzdanları değil. Bizi birbirimize bağlayan şey Çanakkale'de aynı siperde verilen mücadele, Sakarya'da aynı hedef uğruna dökülen kandır.

15 Temmuz gecesi aynı bayrağın altında gösterilen direniştir.

Ne mutlu Türk'üm diyene...