Elon Musk, çok yakın bir gelecekte yapay zekâ ve robotların bütün mal ve hizmetleri üreteceğini, insanların çalışmak zorunda kalmadan bugünün en zenginlerinden bile daha yüksek yaşam standartlarına kavuşabileceğini söylüyor.

Bence de bu gelişmeler sandığımızdan çok daha yakın!

Ama burada insanlığın, özellikle de Türkiye'nin cevaplaması gereken hayati bir soru var:

Robotlar üretecek, peki üretilen muazzam servet kimin olacak?

Robotların ve yapay zekâ sistemlerinin sahibi olan birkaç sermayedarın mı yoksa bütün milletin mi?

İşte meselenin düğüm noktası burasıdır!

Eğer bu üretim araçlarının mülkiyeti birkaç kişinin elinde kalırsa insanlık refaha değil, tarihinin en büyük servet eşitsizliğine sürüklenebilir.

Bir tarafta akılalmaz derecede zenginleşmiş küçük bir azınlık, diğer tarafta işini ve gelirini kaybetmiş milyarlarca insan!

Benim düşüncem açık ve nettir:

Türkiye, yapay zekâ ve robotik teknolojileri geliştirmeyi millî seferberlik hâline getirmelidir.

Ama bununla yetinmemelidir!

Geleceğin stratejik üretim araçlarının mülkiyeti millet adına devlete ait olmalıdır.

Devlet yalnızca vergi toplayan değil, bizzat üretim araçlarına sahip olan ve üretilen serveti vatandaşlarına adil biçimde bölüştüren bir yapıya kavuşmalıdır.

Özel sektör elbette teknoloji geliştirsin, yenilik üretsin. Ama milletin geleceği birkaç teknoloji şirketinin insafına terk edilmesin!

İslam'ın servetin yalnızca zenginler arasında dolaşmaması gerektiğine ilişkin adalet anlayışı ve Marx'ın üretim araçlarının mülkiyetine ilişkin görüşleri, bu yeni teknolojik devrim ışığında yeniden değerlendirilmelidir.

Geçmişin ekonomik modellerini tekrarlamaktan değil, geleceğin adil ekonomik düzenini kurmaktan söz ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı öncülüğünde millî yapay zekâ ve robotik üretim kuruluşları oluşturulmalı, bunların kazançları bütün vatandaşlarımızın refahına dönüştürülmelidir.

Hatta robotların ürettiği millî servetten her vatandaşımıza düzenli REFAH PAYI verilmesi bugünden planlanmalıdır.

Çünkü geleceğin meselesi yalnızca işsizliği önlemek değildir.

İnsanların çalışmak zorunda kalmadan da insanca yaşayabilecekleri bir ekonomik düzen kurmaktır.

Unutmayalım!

Teknoloji üretir, mülkiyet servetin sahibini belirler, hukuk ve siyaset ise servetin nasıl bölüşüleceğine karar verir.

Geleceğin en zengin ülkeleri, en çok robot üretenler değil, robotların ürettiği serveti bütün vatandaşlarına adil biçimde bölüştürebilen ülkeler olacaktır.

Türkiye bu tarihî fırsatı kaçırmamalıdır!

VE LÜTFEN, BU DEFA GEÇ KALMAYALIM!