Türkiye'de yıllardır yaşadığımız yüksek enflasyonun sebeplerini hep aynı başlıklar altında tartışıyoruz: Para politikaları, faiz, döviz kuru, üretim maliyetleri, arz-talep dengesi ve bütçe açıkları...
Peki, çok önemli bir sebebi gözden kaçırıyor olabilir miyiz?
Bence Türkiye'deki enflasyonun en önemli sebeplerinden biri, hatta belki de en büyüğü, ekonomiye sokulan kara para ve haksız kazançlarla oluşan yapay taleptir.
Bu görüşümün temelinde son derece basit bir ekonomik gerçek var: Paranın elde edilme maliyeti, harcanma davranışını etkiler.
Bir işçi, memur, esnaf veya sanayici parasını kazanmak için çalışır, üretir, risk alır, vergi öder. Dolayısıyla harcarken hesabını yapar.
Ancak rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, piyasa manipülasyonu ve benzeri suçlardan elde edilen servetlerin sahipleri her zaman aynı ekonomik hassasiyetle hareket etmezler.
Çünkü onlar açısından önemli olan bazen paranın satın alma gücünü korumak değil, kaynağını gizlemek ve meşru ekonomik sisteme sokmaktır.
İşte benim üzerinde durduğum mesele tam da budur: Maliyeti düşük, hesabı sorulmayan ve kaynağı belirsiz büyük paralar piyasaya saçıldığında fiyatlar nasıl etkilenir?
Normal şartlarda 10 milyon lira değerindeki bir gayrimenkule dürüst bir yatırımcı 15 milyon lira ödemez. Çünkü parasının hesabını yapmak zorundadır.
Ancak elindeki suç gelirini aklamak isteyen kişi, aynı gayrimenkule 15 milyon lira ödemeyi göze alabilir.
Böylece yalnızca bir gayrimenkulün fiyatı yükselmez. O işlem çevredeki diğer gayrimenkullerin fiyatlarına da emsal oluşturabilir.
Ardından kiralar, iş yeri maliyetleri ve başka fiyatlar etkilenebilir.
Aynı mekanizma otomobil, arsa, lüks tüketim ve bazı ticari faaliyetlerde de ortaya çıkabilir.
Üstelik mesele yalnızca fiyat artışı değildir.
Normal bir işletme zarar ettiğinde ayakta kalmakta zorlanırken, suç gelirini aklamak amacıyla kullanılan bir işletme zarar etmesine rağmen faaliyetini sürdürebilir.
Böylece dürüst esnafın rekabet gücü de zayıflar.
Yani kara para yalnızca hukuku ve ahlakı değil, piyasanın fiyat oluşturma mekanizmasını da bozabilir.
Şimdi soruyorum:
Türkiye'de son yıllarda gördüğümüz olağanüstü gayrimenkul fiyatlarının, astronomik kiraların, lüks otomobil ve tüketim patlamasının ne kadarı gerçek üretimden ve meşru gelirlerden kaynaklanıyor?
Ne kadarı suç gelirleriyle, kayıt dışı servetlerle ve haksız kazançlarla oluşan talepten besleniyor?
Bu soruların bilimsel yöntemlerle araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
Elbette her lüks otomobilin, pahalı gayrimenkulün veya büyük servetin arkasında suç aramıyorum.
Ayrıca kara paranın enflasyonun en büyük sebebi olduğu henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değildir.
Ancak bu ihtimalin ciddi biçimde araştırılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü suç kaynaklı paranın ekonomiye girmesi, mevcut para miktarını mutlaka artırmasa bile paranın dolaşımını, talebin yönünü ve belirli piyasalardaki fiyatları değiştirebilir.
Peki, çözüm nedir?
Bence Türkiye'nin başlattığı suç gelirleriyle, kara parayla, yolsuzlukla ve piyasa manipülasyonuyla mücadele, yalnızca bir adli temizlik olarak görülmemelidir.
Bu mücadele aynı zamanda ekonomik düzenin yeniden sağlanması bakımından da önemlidir.
Ancak temizlik mutlaka hukuk içerisinde, adaletle, mülkiyet hakkına ve masumiyet karinesine saygı gösterilerek yapılmalıdır.
Suç gelirleri tespit edilmeli, aklama kanalları kapatılmalı, haksız kazançların ekonomik sistemi bozması önlenmelidir.
Bu başarıldığında özellikle yapay talebin şişirdiği piyasalarda fiyat baskılarının azalması mümkündür.
Elbette yalnızca kara parayla mücadele ederek bütün enflasyon sorununu çözebileceğimizi söylemiyorum. Para ve maliye politikalarının da doğru yürütülmesi gerekir.
Ama şu kanaatimi özellikle ifade etmek istiyorum:
Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi, yalnızca paranın miktarını değil, paranın kaynağını ve ekonomide nasıl kullanıldığını da dikkate almalıdır.
Çünkü sağlıklı ekonomi, yalnızca çok para dolaşan ekonomi değildir.
Sağlıklı ekonomi; paranın meşru yollarla kazanıldığı, üretimin ödüllendirildiği, dürüst insanların haksız kazanç sahipleri karşısında ezilmediği ekonomidir.
Ben inanıyorum ki kara paranın, haksız kazancın ve ekonomik suçların üzerine hukuk içerisinde kararlılıkla gidilirse yalnızca adalet güçlenmeyecek, enflasyonla mücadeleye de ciddi katkı sağlanacaktır.
Belki de yıllardır enflasyonun sebeplerini araştırırken yeterince üzerinde durmadığımız büyük mesele budur:
Enflasyonu yalnızca paranın çokluğu değil, o paranın nasıl kazanıldığı ve nasıl harcandığı da besliyor olabilir!