Hayatın her alanında hedeflerin önemi oldukça büyüktür ve hedefi olmayan geminin varacağı limanı belli olmadığı gibi hedefsiz ekonomilerin de nerede nasıl duracağı bilinemeyen bir durumla yoluna devam ettiği aşikar bir konudur.

Para politikasında, üretimde, tüketimde ve faiz oranlarında bir hedef belirlenmeli ama bu hedef belirlenirken doğru veriler üzerinden hareket edilmelidir.

Hedef belirlenirken realiteden ve piyasa gerçeklerinden ne kadar uzaklaşılırsa hedefe ulaşmanın da o kadar zor olacağı bilinmelidir.

Her zaman ölçülebilir ve akılcıl hedefler belirlenmeli; ölçümünde zorlanılacak ve ulaşılamayacak hedeflerden her zaman ama her zaman uzak durulmalıdır.

Türkiye ekonomisinin son yıllarda üzerinde en çok durduğu konuların başında enflasyon hedefi gelmektedir.

Enflasyon cebimizdeki paranın alım gücünü her an azaltan bir etken olarak ekonomideki kan emici olarak görülmekte ve ülke olarak enflasyonun bozucu etkisini her an hisseder bir şekilde yaşamaya çalışmaktayız.

Enflasyon hedefini gerçekleştirememekte birçok sebep sayabiliriz ama ana sebeplere bakıldığında bunu bir elin parmak sayısına indirmemiz pekala mümkün olmaktadır.

Sebepler yumağına baktığımızda ilk öne çıkan sebep, para politikalarımız ile maliye politikalarımız arasında ciddi bir uyumsuzluk olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalırız.

Para politikamız bir hedefe kilitlenmişken maliye politikamızın o hedefin yanında bile geçmemesi enflasyon hedeflerinin önündeki en önemli etkenlerden sadece biri olarak görülmelidir.

Sıkı para politikası ile maliye politikalarımızın örtüşmediği her nokta enflasyon hedeflemesinden biraz daha uzaklaşmak anlamına gelmektedir ki an itibarıyla içinde bulunduğumuz yüksek enflasyonun altında yatan en önemli sebeptir.

Para ve maliye politikalarını birlikte değerlendirdiğimizde uygulanacak maliye politikalarının para politikalarını destekleyici nitelikte olması enflasyon hedeflerine ulaşmadaki hayati konumda olan bir durumdur.

Hızlı bir şekilde para ve maliye politikamız aynı doğrultuda yol alamaz ise enflasyon hedefinden uzaklaşmaya devam edeceğiz anlamı ortaya çıkmaya devam edecektir.

Bir başka ana sebep ise düşük faiz döneminde ekonomide yaşanan aksaklıklar enflasyonun yüksek seyretmesine vesile olmaya devam etmektedir.

Dünya ülkelerinin birçoğu faizde artırıma giderken biz ülke olarak o dönemlerde faizi düşürmeye devam ettiğimiz için o dönemdeki ucuz borç para vermelerinin ceremesini çok acı bir şekilde enflasyon problemiyle çekmeye devam ediyoruz.

O dönemlerde ucuz verilen kredilerin sonunda verilen kredilerin yerine konmasında maliyetler arttığı için enflasyon hedeflerini tutturmakta ciddi sorunlar yaşıyoruz.

Öyle ki bu sorunlar yığını toplumun her kesimini ciddi anlamda etkileyeme devam etmekte ve bu durum da önemli sosyal sorunlara yol açmaktadır.

Enflasyon hedeflerinin şaşmasındaki bir başka etken sebep ise güven kaybında yaşanan sorunlardır.

Güven ekonominin olmazsa olmazları arasında olup güvenin olmadığı bir ekonomik yapının bırakın hedefleri tutturmayı hedeflerin yanından geçmesi bile asla mümkün değildir.

Açıklanan hedeflere ulaşmış olmak güven unsurunu yükselten bir etken olacağı için mutlaka ulaşılabilir hedefler açıklanmalıdır ki güvenle ilgili bir sorun ortada kalmasın.

Burada saymaya çalıştığımız her bir sebep hızlıca ortadan kaldırılarak enflasyonla ilgili sorunların üzerine gidilirse hedeflere ulaşmak mümkün aksi ise ulaşılamayacak bir enflasyon hedefi etrafında boşa vakit geçirmekten başkası olmayacaktır.