Geçtiğimiz günlerde annemi kaybettim. Mekânı cennet olsun. Daha önceki annem ile ilgili yazımda cenaze sürecinde yanımızda olan, bizimle acımızı yürekten paylaşan insanlar vardı. Hepsine canıgönülden teşekkür ederim. Her ne kadar yaptıklarını ve ismini bilsem de yüz yüze cenazede tanışma fırsatı bulduğum bir insan daha vardı.

Adnan İnce Toprak.
Bir dönem Kayseri MHP İl Başkanlığı yapmış, aynı zamanda da Sarraflar ve Kuyumcular Derneği Başkanı. 1970-80’ler gibi ortalığın karmakarışık olduğu zamanlarda, herkesin herkese vatan düşmanı gözüyle baktığı, neredeyse her türlü kavgaların yaşandığı ve kimsede güvenin kalmadığı zamanlarda, ihtilale doğru gidilirken MHP’de büyük mücadeleler vermiş birkaç isimden birisiydi. Beyefendi nasıl olmalı sorusunun cevabını karşısında canlı olarak görebileceğiniz bir adam. Daha önce yaptıklarını ve yardımseverliğini duyduğum, ismini çevremdeki pek çok kişiden işittiğim ancak yüz yüze gelmediğim için şahit olduğum şeyler yoktu.
Cenaze sürecinde yanımızda aile büyüğümüz, ağabeyimiz edasıyla, maddi manevi her hâliyle esirgemesiz duruşuna şahit olmuştum duyduğum hâllerine. Adnan ağabey cenaze vesilesiyle Kayseri’de olduğumu öğrenince uygun bir zamanda derneğe davet etmişti. Aradan bir süre geçmişti ki Dernek Başkan Yardımcımız arayarak “müsaitseniz derneğimize bekliyoruz” dedi.
Yol arkadaşım sevgili Dilara Demir’le paylaştım bu daveti. O da acılı günümüzde Adnan ağabeyin yüreğiyle yanımızda duruşuna şahitti, mutlu oldu. Davete gitme günü, derneğe gitmek için arabaya bindik, yola çıktık. Sohbet ederken Dilara çantasından bir paket çıkardı, “İçimden geldi, Cumhuriyetimizin ilk banknotları arasında yer alan, 1927 yılında tedavüle çıkarılan ve üzerinde “5 Livres Turques” ifadesi bulunan bozkurt figürlü 5 Türk lirasından esinlenilerek hazırlanmış bir hatıra çalışması koleksiyonumuz vardı ya, Adnan Bey'e vermemizin daha anlamlı olacağını düşünerek onu aldım yanıma” dedi.
Söylediklerinin ardından ona bakışım ve onunla aynı yolda yürümenin verdiği rahatlık ve iç huzuru hissiyle “her zamanki gibi iyi düşünmüşsün” dedim. Ve Adnan ağabeyin dernekte misafiri olduk. Başkan yardımcıları ve tüm ekip bizi çok güzel misafir ettiler. Sohbet ettikçe Adnan ağabeyin içinde devlet ve millet aşkına yakından şahit oldum. Bir ara Adnan ağabey hediye ile ilgili duygularını dile getirdi; “Benim için ayrı bir anlamı var. Koleksiyon merakıma, tarihimize duyduğum ilgiye ve gönül dünyama böylesine zarif bir düşünceyle dokunmuş olmanız, hediyenizin manevi değerini daha da artırdı. Bir insanın ilgi duyduğu şeyi hatırlamak, onun için zaman ayırmak ve kendisine özel bir hatıra hazırlamak büyük bir incelik. Bu hediyeyi, sizlerle kurduğumuz dostluğun kıymetli bir hatırası olarak saklayacağım. O zor günlerde yanınızda bulunmak, bir ihtiyacınıza yetişebilmek bizim için dostluğun gereğiydi. İnsanların birbirine en çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda dostluğun bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum.” dedi. Bu cümleler onun insan kalmayı başarmasının sırrını da içindeki merhametle açığa veriyordu.
Ve şunları da ekledi konuşmasına; “Bugünkü ziyaretinizi de bu bağın güzel bir devamı olarak görüyorum. Köşenizde şahsıma ve kuyumculuk sektörümüze yer vermeyi düşünmeniz dolayısıyla, beni ve çalışma anlayışımızı kendi ifadelerimle paylaşmak isterim. Benim için her şey insanla başlıyor. Hayatım boyunca insanlarla kurduğum bağa önem verdim. Bir insanın mesleği, makamı, ekonomik durumu veya siyasi düşüncesinden önce, ne yaşadığına, neye ihtiyaç duyduğuna ve kendisini nasıl hissettiğine bakmaya çalışırım. Birinin işini kolaylaştırabilmek, sıkıntısını dinlemek, zor gününde yanında bulunmak bana mutluluk verir. Bazen çözüm üretirsiniz, bazen yalnızca dinlersiniz. Fakat karşınızdaki insana değer verdiğinizi hissettirmek bile başlı başına önemlidir. Hastalıkta, kayıpta ve sıkıntıda birbirimizin yanında olabiliyorsak ne mutlu bize.”
Bana düşen de böylesi güzel insanları kelimelere döküp ölümsüzleştirerek yeni nesillere ilham olmalarını sağlamaktı…