İzlediğim bir güvenlik kamerası görüntüsü karşısında gerçekten dehşete düştüm. İnanın, içim acıdı. İnsan izlerken öfkelenmeden, vicdanı sızlamadan duramıyor.

Nevşehir'de yaşanan olayda bir kadın, köşe başında kendi halinde durmuş, telefonunun ekranına bakıyor. Kimseye zararı yok, kimseyle bir meselesi yok. Hayatın olağan akışı içinde bekliyor. Derken arkasından bir adam yaklaşıyor ve hiçbir neden yokken kadının kulağına bütün gücüyle bir tokat atıyor. Ardından da hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gidiyor.

Whatsapp Image 2026 11 04 At 01.23.49

Ancak görüntülerde dikkatimi çeken başka bir ayrıntı daha var. Tokadı atan şahsın yanında bir başka kişi daha bulunuyor. İkisi birlikte yürüyorlar. Kadına tokat atıldığı sırada yanındaki kişi de olayı görüyor. Üstelik hiçbir tepki vermeden, sanki olağan bir şey yaşanmış gibi yoluna devam ediyor. Açıkçası bu görüntü de en az saldırının kendisi kadar düşündürücü. Acaba bu kişi olayın öncesinde ne yaşandığını biliyor muydu? Saldırganla birlikte mi hareket ediyordu? Bilmiyorum. Elimizde kesin bir bilgi yok. Ancak görüntülerdeki bu kişinin de ifadesinin alınıp alınmadığını merak ediyorum. Eğer henüz ifadesine başvurulmadıysa, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için kendisinin de dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi sormak istiyorum: Sen kimsin? O kadının sana ne zararı var? Hangi hakla, hangi cesaretle bir insana böyle saldırabiliyorsun?

Üstelik mesele kadını tanıyıp tanımaman da değil. Tanıdığın biri olsa ne değişecekti? Bir insanın başka bir insana el kaldırması için nasıl bir gerekçesi olabilir? Hele ki hiçbir şeyden habersiz, arkasından gelen kişiyi fark etmeyen bir kadına saldırmak nasıl bir vicdansızlığın ürünüdür?

Bu görüntüyü izlerken insanın aklından çok şey geçiyor. Öfkeleniyorsunuz, üzülüyorsunuz, içiniz yanıyor. Çünkü karşınızda yalnızca bir tokat görüntüsü yok. İnsanlıktan, vicdandan ve ahlaktan uzaklaşmanın ibretlik bir örneği var.

Daha da acısı, saldırıya uğrayan kadının kulağında işitme kaybı meydana gelmiş. Bir tokatla bir insanın sağlığına, yaşamına ve psikolojisine zarar veriyorsunuz. Peki, bunun hesabını kim verecek? O kadının yaşadığı korkunun, travmanın ve bundan sonra sokakta yürürken hissedeceği tedirginliğin karşılığı ne?

Neyse ki olayın yaşandığı yerde güvenlik kamerası varmış. Polis ekipleri görüntüleri inceleyerek şüpheliyi kısa sürede yakalamış. Altı ayrı suç kaydı bulunduğu belirtilen şahıs, emniyetteki ifadesinde de akıllara durgunluk veren bir savunma yapmış: "Kolum yanlışlıkla çarptı."

Pes doğrusu!

Bütün gücünle bir kadının yüzüne tokat atacaksın, sonra da çıkıp kolum çarptı diyeceksin! Görüntüler ortadayken bu nasıl bir savunma? İnsan biraz olsun yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenir. Bir de utanmadan bunu tesadüfi bir temas gibi anlatmak hangi akla hizmet ediyor?

Neyse ki mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak burada asıl üzerinde durmamız gereken mesele, bir kişinin tutuklanmış olmasıyla bitmiyor.

Sokakta yürüyen, bir iş yerinin önünde bekleyen, telefonuna bakan bir kadın kendisini güvende hissetmek zorunda. Hiç kimse bir başkasının öfkesinin, şiddetinin ve vicdansızlığının hedefi olmak zorunda değil.

Bugün o kadının başına gelen, yarın başka bir insanın başına gelebilir. Bu nedenle bu tür olayları sıradan bir adli vaka gibi görmemeliyiz. Şiddeti normalleştiren, saldırganlığı cesaret sanan anlayışla mücadele etmeliyiz.

Bir kadına arkadan saldırmayı, savunmasız bir insana tokat atmayı güç zannedenlere sesleniyorum: Bunun adı güç değil, düpedüz acizliktir!

İnsan olmak, eline fırsat geçtiğinde karşındakine vurmak değil, ona zarar vermemeyi bilmektir. Biraz vicdan, biraz ahlak, biraz insanlık!

Bu görüntüleri izledikten sonra benim söyleyecek başka sözüm yok. Sadece o kadına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bu çirkin saldırıyı en sert şekilde kınıyorum.